Süresi Dolanlara Bir Veda


Makro Perspektiften Yazılar / Perşembe, Şubat 18th, 2021

Bulunduğunuz yerde artık hiç duramayacağınızı fark ettiğiniz bir an gelir. Kalp atışlarınız hızlanır, göğsünüz sıkışır, boğulur gibi olursunuz. Birdenbire oturduğunuz sandalye daralır, evin kapıları kapanmaz olur, duvarların boyu gizemli bir şekilde kısalır ve kafanızı çarparsınız.

Sıkışmışsınızdır. Bugüne kadar hiç tartışmadan veya şüphelenmeden bulunduğunuz o yer, o iş, birlikte olduğunuz o insan bir anda katlanılamaz olur. Bir anda oluverir, anlamı ise sonradan gelir. Dün ne kadar rahattınız oysa ki! Ya da öyle miydiniz? Şu anda ağzınızdan çıkan “Burada bir dakika daha kalmak istemiyorum!” cümlesi de nedir?

O anları bilir misiniz? Bilirseniz, onların görmezlikten gelinemeyeceklerini de, eski “siz”e geri dönülemeyeceğini de pekala bilirsiniz.

Gerçek şudur ki, bir vedanın eşiğinde duruyorsunuzdur. O “Bağlasanız dahi durmam!” haliniz geçici filan değil, bir geçiş evresidir. Bu geçiş evresinin süresi ise, sizin yeni durumu kabullenmeniz ne kadar sürecekse alacaksa, işte tam olarak o kadardır. Ne eksik ne de fazla. Kabullendiğinizde, bugüne kadar yanınızda taşıdıklarınızı veya yanında olduklarınızı bırakma vakti de gelmiş olacaktır. Geri dönüş yoktur ve üstelik buna üzüleceğiniz aşamayı da çoktan geçmişsinizdir.

Ne ilginç değil mi? Gerçek bir veda asla hüzünlü değildir, kalpler o sırada kırılmaz. Süresi dolanların yası tutulmaz; o yas öncesinde tutulur. Günlerce, gecelerce tartışılır, düşünülür, üzünülür, tekrar tekrar denemek üzere şanslar verilir. Veda, tüm bunlardan sonra gelir. Eh, bu süre zarfında da akması gereken tüm gözyaşları akmış, ilişki (ilişkide olduğunuz her ne veya kim ise) defterinizdeki çetelenin üzerinden pek çok kere geçilmiş ve bir nihayete gelinmiştir.

Bu hissi bilirseniz, bu ana gelmeden önce ne kadar emek harcadığınızı ancak yine de olmadığını, ne sizin ne de bir başkasının onu oldurma gücü olmadığını da bilirsiniz.

Şimdi, “bilen”ler kendilerini hazırlasın çünkü o son çanı çalmaları an meselesi. O ses ile birlikte eşyalarınızı toparlamaya, etrafa çeki düzen vermeye, alınacakları aklınıza ve kalbinize yazma adımlarını birer birer tamamlamaya ve yolunuza devam etmeye kendinizi hazırlayın. Etrafa son bir kez göz atarken, son bir sözcük ile vedanızı mühürleyin: Teşekkürler. Süresi dolmuş olanlar için yeni kelimeler türetilmez. Buna ne yeterli enerji vardır, ne de bir gereği. Yaşananların derinliği bir ne zamanlar ne olursa olsun, veda vakti sığ yaşanır. Bundan sonra olacak her şey sadece ve sadece “size” bir şey ifade eder, gerisi ise boştur.

Tüm bunlar “Son bir kez…” bağımlığı değil, hesabın tam olarak kapanıp kapanmadığının teyidi içindir. İnsan, şehir, okul, iş, hobi, ev…defterinizin başlığında artık ne yazıyor ise, sakince kapağı kapatmak ve bir daha geri açmamak içindir.

Bu satırları bir öğleden sonra tanık olduğum bir veda anı sonrasında, koşarak elime kağıdı kalemi alarak yazdım. Sayfanın en sonuna da “Yeni bir hayat başlıyor!” diye not düştüm. Yazarken, bir yaşamın sona erdiğini ve bir başka yaşamın tohumunun atıldığına tanık olduğumu biliyordum.

Eğer siz de bir vedanın arifesindeyseniz, orada bir dakika daha durmayın. Bu cümlelerin gücünü yanınıza alın ve vurmanız gereken o son çekici vurun. Unutmayın ki yolcuları uğurlama kapısı, sadece uğurlama yapmak içindir, beklemek için değil.

Siz yapabileceklerinizi yaptınız, şimdi vakit veda etme vakti.

İçten bir teşekkür ile…

Ece Gizem Kubat

Şubat 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir